Sayfalar

26 Temmuz 2018 Perşembe

Oravaman 2018 Raporu - Bude ako nebolo

Geçtiğimiz sezon sonuna doğru 2018 planlarını yaparken bir süredir aklımda olan Slovakya’nın Orava bölgesinde, Polonya sınırındaki Batı Tatra dağlarında bu yıl sekizincisi düzenlenen Oravaman yarışını gözüme kestirdim. Yarış Liptovska Mara (Liptov Denizi)’da 2 tur 2000mt yüzme, ardından %12 lik toplam 5 geçiş barındıran Huty - Zuberec - Oravice ve T2 ile finish alanlarının bulunduğu Penzion Pribisko rotasında 86km yaklaşık 1800mt kazanımlı bisiklet etabı ve ilk 7.5km de 1900mt rakımdaki Brestova zirveye kadar yaklaşık 1300mt kazanımlı, 18km single track trail toplam 20km koşu etabı ile klasmanının en zor yarışlarından birisi. Her yıl takım yarışları dahil toplam 500 kişi alınıyor ve katılımcıların büyük bir kısmı 31 Aralık gecesi çekilen kura ile belirleniyor. 1 Ocakta email adresinize çekiliş sonucunuz gönderiliyor. Katılıma hak kazandıysanız belli bir süre içerisinde ödemenizi gerçekleştirerek temmuz ayının iki ya da üçüncü haftasındaki yarışa kaydınızı tamamlamış oluyorsunuz.

Eğim grafiği

Slovakya Euro bölgesinde, dolayısıyla konsolosluğa Schengen için başvurmak durumundasınız. Almanya ya da İngiltere gibi vize işlemleri özel şirketlere devredilmiş değil. Konsolosluğa gidip bizzat başvuruyu gerçekleştirmeniz gerekiyor. Web sitelerinde geçen ya da konsolosluk yetkilisi ile yaptığınız görüşmelerde belgeleri tam öğrenmeniz ve eksiksiz teslim etmeniz bekleniyor. 10-15 gün içerisinde pasaportunuzu yine gidip bizzat teslim alıyorsunuz. Bu arada vizeyi yarışma için almak istediğinizi belirtecekseniz organizasyondan davet mektubu isteyebilirsiniz.

Türkiye - Slovakya uçuşları için birden fazla opsiyonunuz var. İstanbul’dan Kosice’ye direkt gidiş dönüş uçuş var. Ayrıca Viyana ya da Krakow uçuşları da vize için kabul ediliyor. Eğer İstanbul - Kosice direkt uçuşunu tercih eder ve Kosice’den araç kiralamak isterseniz iki saat uçuş ve yaklaşık iki buçuk saat araba yolculuğu ile Zuberec’e varabilirsiniz. Tabi Slovak saati GMT+2 olduğu için bir saat avantaja da sahip olursunuz.

Yarışın geçtiği yer Orava bölgesi merkezden nispeten izole bir yer. Aynı bölgede 2017 yılından beri Goralman isimli bir orta mesafe ve Janosik isimli extrem uzun mesafe yarışları da yapılıyor. Oravaman yarışının ismi de Orava bölgesinden geçen 61 km uzunluğundaki Orava nehrinden geliyor ve yerel dilde “Çağıldayan Nehir” demek. Aynı zamanda bölgedeki en eski bilinen yerleşim de Orava Kalesi olarak bilinen yapı. 13. yüzyılda yapıldığı düşünülen kale günümüze kadar ayakta kalmış nadide yapılardan birisi. Kişi başı 7€ gibi bir ücretle yaklaşık 90dk İngilizce bilen bir rehberle birlikte bütün kaleyi gezmeniz mümkün ve vaktiniz varsa gezmelisiniz de.

Orava Kalesi

Bizim yolculuğumuz 13 Temmuz Cuma günü sabah uçak ile Kosice’ye ardından konaklayacağımız ve aynı zamanda organizasyonun merkezi olan Penzion Pribisko’ya varış ile başladı. Web sitesindeki organizasyon kurallarını iyice okumanız bekleniyor. Çünkü tüm tarihler ve saatler bu kitapçıkta belirtilmiş ve emin olun saniye şaşmıyor. Pribisko personeli gayet arkadaş canlısı ve tam pansiyon konaklama sunuyor. Sabah açık büfe kahvaltı, akşam yemeği çorba, 3 farklı çeşitten seçtiğiniz ana yemek ve tatlı olarak sunuluyor. Fiyat kişi başı günlük 30€ gibi. Unutmadan, normalde 8 olan kahvaltı saati yarışa özel saat 5:00 a çekilmiş ve bunu siz sormadan söylüyor olmaları çok rahatlatıcı.

Penzion Pribisko

Program Cuma öğlen 13:00 da kayıt ile başlıyor. Web sitesinden indirip çıktı aldığınız ve imzaladığınız feragatname ile kayıt masasına geldiğinizde hemen yarış kitiniz tesim ediliyor. Kit içerisinde bir bisiklet forması üstü, numaranız, 3 adet özel yapım bira, T1 ve T2 de kullanacağınız büyük poşetler, enerji içeceği, isotonik içecek, protein bar, gofret, yarış sonrasında ücretsiz yemek kuponu (arasına bir şeyler tepilmiş sandviç değil, bildiğin sıcak yemek) ve bir bira kuponu içeriyor. Saat 17:00 a kadar bisikletinizi 15km ötedeki T1’e teslim etmeniz bekleniyor. aynı şekilde 17:00-18:00 arasında yine Penzion Pribisko’da T2 alanına kitinizdeki T2 poşetini içerisinde trail ayakkabınız, en az yarım litre sıvı içeren koşu çantanız, rüzgarlığınız ve bandana/buffınız -evet bunlar zorunlu malzemeler- ile birlikte teslim etmeniz gerekiyor. Saat 18:00 - 19:00 arasındaki brifinge katılım zorunlu. Kırbaçlı ve oldukça otantik bir gösterinin ardından önce Slovak dilinde ardından İngilizce tercümeleri ile brifing yapılıyor. Yalnız Slovakça söylenen her şey İngilizceye çevrilmiyor. Özellikle aklınıza takılan noktaları sormanız gerekiyor. Diğer taraftan kurallar açık ve net. Bisiklet üzerinde draft yok, yol trafiğe kapatılacak dahi olsa iki şeridi ayıran çizgiyi geçmek yasak. Aksi halde diskalifiye ediliyorsunuz. Özellikle İstanbuldaki arkadaşlara çok garip gelecek, şöyle bir uyarı geldi: “Yol trafiğe kapalı olacağı için kırmızı ışıkta durmanıza gerek yok ama yine de biraz yavaşlayın.” Ardından akşam yemeği, hafif bir yürüyüş ve son hazırlıkların ardından saat 22:00 sularında yattık.

Yağmura karşı bisikletlere organizasyon tarafından yapılan korumalar 

Sadece yarış organizasyonu değil, Pribisko personeli de oldukça dakik. Sabah saat beşte olacağı bildirilen kahvaltı için kapılar 4:59 da açıldı. Açık büfe benim gibi domuza alışkın olmayan kişiler için biraz zayıf sayılırdı, bunun sonuçlarını da bisiklet etabının sonuna doğru gördüm gerçi ama yeseydim bu sefer hazımsızlık ve bulantı gibi problemlerle uğraşmak da vardı. Kahvaltının ardından son kontroller ve içerisinde wetsuit, kask, ayakkabı ve bisiklette kullanılacak eşyaların olduğu T1 çantamı da alarak dışarıda bizi 15km ötedeki Liptov gölüne taşıyacak olan otobüsleri bekleyen kalabalığa katıldım. Otobüsler sırayla dizildiğinde bir karmaşa oldu ve hemen müdahale edildi. İngilizce konuşan birini görüp ne olduğunu sorduğumda otobüslere sporcuların numara sırasına göre alındığını, ilk 45 numaranın birinci otobüse ait olduğunu diğerlerini ise sormam gerektiğini öğrendim. Aslında numaram 42 olduğu için çok da umursamadım.

T1 alanına geldiğimizde bisikletlerin üzerine yağabilecek yağmura karşı naylon koruma ve GPS cihazlarının yerleştirilmiş olduğunu gördük. T1 alanı açılmadan önce korumalar kaldırıldı ve kask - numara kontrollerinin ardından alana alındık. Bisikletin son kontrollerini yapıp sularımı yerleştirip wetsuitimi giyerek startı beklemeye başladım. Slovaklar biraz Japonlara benziyor sanıyorum İngilizce bilmiyor değiller ama biraz utangaçlar. Çok güler yüzle yaklaşıyorlar ama “afedersiniz, söylediğinizi anlamıyorum” deyince pardon şeklinde el kol işareti ile uzaklaşıyorlar. Bir süre sonra bu davranışın ardında kötü niyet olmadığını anlayıp rahatlıyorsunuz.

T1 çıkışı

Saat 7:59 da geri sayarak gölde startı aldık. Toplam 2 duba, Australian exit ve 2 tur 2000mt yüzülecek. Su bulanık yani elinizi göremiyorsunuz, müthiş soğuk değil, 16-17 derece gibi ve göl tabi, tuzlu suyun avantajları yok. Herkes birbirine yakın yüzüyor, 10-12 kişilik bir grubun içerisinde kaldım ve koluma bacağıma, sırtıma aldığım darbenin haddi hesabı yok hatta ilk duba dönüşünde aynı anda iki koluma iki farklı kişiden tekme dahi yedim. Biraz uzaklaşmaya karar verip sonrasının büyük kısmını solo yüzmeye başladım. Tabi aslında bu hataymış, ikinci dubadan kıyıya dönüşte kafadan gelen hafif dalga bu yarışta yokuşun tüm etaplarda olduğunu gayet net izah etti. Bu yüzden ve tabi tatlı suyun etkisi sanıyorum 2000mt 44dk gibi bir süreyle çıktım. Sudan çıktığım yer ile bisikletim arasında aşağı yukarı 100mt kadar bir mesafe vardı. Ben sudan çıktığımda bisikletlerin neredeyse yarısından biraz fazlası racklerde asılıydı. Hemen wetsuiti ve diğer ekipmanı T1 poşetine koyup gözlük - buff - kask - numara kemerini takıp yola koyuldum. Mount çizgisini geçerken bisiklete atlayıp 100mt içerisinde ayakkabıları ayağıma geçirip düz parkur olan ilk 5k ya başladım. Buradaki hedefim ilk katı besini almak ve biraz yüksek kadans ile vücudu 7kmlik Huty çıkışına hazırlamaktı. Tabi burada bir hatadan bahsedeceğim. Soğuk havaya karşı kolluk kullanmaya karar vermiştim ve bu kollukları wetsuitin altına giydim. Aslında rahat kuruyan kumaş ama Huty çıkışının bir yönü yağmurlu diğer tarafı parçalı bulutlu olunca kolluklar kurumadı ve 55-60km/h inişlerde soğuk açıkçası canıma okudu. Huty inişinin sonunda yol çalışmasına denk gelene kadar problem yok, yol çalışmasını aştıktan sonra 38-40 ortalamayla 2-3km gidip Zuberec merkezine geliyorsunuz burada da ilk turdaysanız sizi hemen Oravice yönüne çeviriyorlar. Burası %8-12 arasında inişli çıkışlı asfalt bir parkur. Slovakya yeşil anlamında müthiş bir ülke asfaltın üzerinde yaşlı ağaçlar kollarını kemer gibi birleştirmiş, gökyüzü görünmüyor. Enfes bir parkur, tabi ıslak ve yokuş aşağı 90 derece virajda frenlediğiniz anda arka tekerlekle ön tekerlek yanyana geliyor, korkutucu aynı zamanda. Yarış sonrasında konuştuğum birisi senin kaydığını görünce gözlerimi kapattım deyince o esnada adrenalinden olsa gerek çok umursamadığınız olay tüm ağırlığıyla üzerinize çöküyor. Dönüş yolunda acıkmaya başladığımı fark ettim, herhalde eksik kahvaltının sonucunu yaşıyordum. Jelleri ve enerji barını plana göre tüketiyordum ve suluklardaki bcaa - elektrolit karışımı henüz iyi gidiyordu. Huty çıkışındaki CP’de - aslında hepsi aynı CP, gayet doğru hesapla tek bir yere yerleştirilmiş - su takviyesi ve yarım muz ile inişe başladım. Dönüşünde yine CPden bu sefer tam muz alıp bir sonraki beslenme adımı olan koşunun 2. kilometresine kadar idare etmesini umdum.

T2 çıkışı

T2 ye girerken 200mt kala ayakkabıları çözdüm ve mount pointte bisikletimi gönüllülere teslim ettim. GPS cihazını yanıma aldım, yine gönüllüler T2 çantamı getirdi, koşu çantamı sırtıma taktım, ayakkabıları giydim. O esnada Efsun fotoğraf çekiyormuş, T2 deki istasyonda bir magnezyum tableti ve hafif katı yiyecek ve yarım muz aldıktan sonra dağa doğru yola çıktım. Planım nispeten düz olan ilk 2km koşup kalan ortalama %11 eğimli 6km yi mümkün olan tüm düzlerde koşup kalanı yürüyerek geçmekti. Yolda - affetsin - şu an ismini hatırlayamadığım Çek arkadaşla birlikte konuşa konuşa nispeten plana uyarak ilk kontrol noktasına geldik. Sonraki kontrol noktası 2km daha ilerideydi ama 1800mt üzerindeki rakım daha hızlı hareket etmemi engelledi. Bir ara sisten yarım metre öteyi göremez oldum ve aksi gibi kuvvetli bir yağmur başladı. Hemen çantadan uzun kolluyu çıkartıp giydim. Artık midem daha fazla jel de istemiyordu. Kafam yerinde olmasına rağmen sendeler vaziyetteyken Brestova zirve tabelasını görmemle bir görevlinin omzuma vurup CPye yönlendirmesi bir oldu. Sıcak içecek olarak meyve çayı bulup 2 bardak içip kendime geldim. Artık çıkış bitmişti, bundan sonra 14K iniş vardı.

İniş derken şöyle tasvir etmeliyim, 1.5mt genişliğinde bir single track yolda koşuyorsunuz, sağınız ve solunuz göz alabildiğine uçurum. Nefis bir manzara eşliğinde inişin ilk 1-1.5kmsini yaptım. Buradan itibaren girdiğim parkuru yağan yağmurun etkisiyle kaygan çamur, kaygan ağaç kökleri ve şansınıza yerinden oynayabilen irili ufaklı kayaların arasında düşe kalka geçebildim. Öyle ki 9 ve 10 kmler arası bitmek bilmedi, en son kayaların üzerinde sek sek oynuyor gibiydim :) .

Zirve sonrası iniş başlangıcı

12. kmde artık inişin teknik kısmı bitti ve sondan bir önceki CPye geldim. Tekrar bir magnezyum tableti, hafif bir katı atıştırmalık ve sulu koladan sonra 700mt kadar düz sayılabilir yolda sabit bir tempoyla koşabilmeyi başardım. Ardından yine hafif bir tırmanış ve sonrasında artık kalan inişin olduğu yangın yolundan bacaklarımda kalanla koşmaya başladım. Son CP’ye girmeden yakın koştuğum birisi son 2km deyince CP’yi el sallayarak geçtim ve yarışın sonunu beraber getirdiğimiz Josef ile bitirdik. Finişte bayrağımızı açarak gururlu bir şekilde geçtim. Madalya ile birlikte finisherlar için bira kuponu verdiler ve oracıkta değerlendirdim tabi ki.

Finish :)

Finişte beni karşılayan eşimle birlikte T2 den bisiklet ve transition eşyalarımızı alıp odaya geri döndük. Duş alıp biraz dinlendikten sonra etkinlik alanına geri döndük. Konser ve danslara eşlik ettik ardından yemek ve erken bir uykuya daldım.

Bu noktada destekleri için parçası olmaktan gurur duyduğum Türkiye’deki çok müstesna ultra koşu grubu Twilight Team, her türlü motivasyon ve gazı koşulsuz veren triatlon grubumuz Triton, her antrenman öncesi bu nasıl bitecek deyip de antrenman sonunda oh be iyiki yapabildim dedirten #zalım coach Mert Onaran, süreç içerisinde türlü türlü kaprislerimi göz ardı edip gerektiğinde antrenmana gitmem için evden kovalayan biricik eşim Efsun’a ve ihmal ettiğim diğer arkadaşlarıma ve bisikletime son anda müthiş bir dokunuşla akort ve vites problemlerini çözen Tandem Bisiklet’e ve yarışa 2 gün kala şiddetli boğaz ağrısı ve halsizliğime muhtemelen antibiyotiksiz çare bulan sevgili dostum Dr. Cem Ayhan'a yürekten teşekkürü borç bilirim. Evet, sonraki sezon da aynısını yapacağım tabi ki, şimdiden yarış arıyorum :D #budeakonebolo #idontcheat #oravaman2018




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder