Sayfalar

19 Nisan 2016 Salı

Asics İznik Ultra 2016 80K


2016
planıma Macera Akademisi tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Asics İznik Ultra yarışının 130K parkurunu dahil etmiş, kaydımı çok önceden yapmıştım. Hazırlık süreci iş, ev temposu, bu yıl yakamıza sıkı yapışan hastalıklar ve geçmeyen bir tendinit yüzünden yolunda gitmemiş olsa da yine de yarışa katılmaya kararlıydım ama bu halde 130K koşamayacağım ortadaydı, kaydımı 80K'ya değiştirmek ya da iptal etmek arasında düşünürken 21 Mart gecesi Taşdelen ormanında Bakiye Duran'ın düzenlediği Çekmeköy gece yarışında 50K koşarak duruma bakmaya karar verdim. Gece yarışından önce 1 kez koştum, ağrı olunca yarışa kadar kulüpte 1-2 defa spinning dersleri ve 1-2 defa yüzme antrenmanı yaptım. Bu halde 50K'yı zaman limitinde neşeli bir şekilde bitirmeyi başararak 80K parkuruna karar verdim. Son üç haftayı da bir hafif yokuş antrenmanı, 2 uzun, 2 jog ve  3 bisiklet antrenmanı ile felaket bir şekilde geçirmiş oldum.

Cuma günü öğleden sonra Cem Ayhan ile buluşup İznik'e doğru yola çıktık, malzeme kontrolü, göğüs numarası, eş dost, arkadaşlar falan derken teknik toplantı başladı. Yarış Orhangazi'den start alıp İznik'de bitecekti. Bazı sebeplerden oteli Orhangazi'de ayarlamıştık, fakat teknik toplantıda organizasyonun gece dönüşte servis kaldırmadığını öğrenince hızlıca kalacak yer aramaya başladık ve şans eseri Çamlık Motel'de iki kişilik yer bulup yerleştik. Ardından Köfteci Yusuf'u ziyaret ederek standart bir akşam yemeği yiyerek son hazırlıklarımızı tamamlamak için odaya geri döndük. 130K başlangıç saatine doğru fuar alanına gittik, Team Ultra Trail Runners'dan dostlarımıza iyi şanslar ve başarılar dileyip, Raidlight standında Emre Tok ile sohbet ettikten sonra dinlenmek için otele geri döndük.

Ertesi sabah erkenden uyanıp toparlanıp bizi start alanına taşıyacak otobüse bindik. Meydanda beyaz peynir, bal, çay ve ekşi mayalı ekmekten oluşan kahvaltımızı halledip start alanında yerimizi aldık. Birbirimize şans dileyip hafif tempoyla başladık. Başlarda ilk birkaç kilometreyi Cem Ayhan, Turgut Yalçın, Gökhan Akpınar, Oğuz Bekircan ve Mehmet Özel ile beraber geçtik, Örnekköy girişinde Gökhan temposunu artırarak ayrıldı, yana eğimli kumlu parkura gelince sağ kalçamın üstünde hafif bir çekme hissetmeye başladım. Daha yarışın onda biri bitmemişken hem de :) Solöze girmeden önceki asfaltta Bakiye Hoca ile karşılaştık, bu arada yolda yayalar varken nedense önündeki araçları makaslayarak gitmeye karar vermiş bir Doblo sürücüsü aynasını Mehmet Özel'e çarptı! Özür bile dilemeden basıp devam etti. Kalçamdaki ağrı biraz daha kendini gösterince tempomu iyice düşürmeye karar verdim, burada arkadaşlardan ayrıldık. Ara ara Kerem Sadi Ekiz ve Bakiye Duran ile muhabbet ede ede Sölöz'e girdik. CP'de suları tazeleyip, ağrıyan yere Biofreeze sürerek devam ettim.

Bakiye Hoca ile CP çıkışında hafif bir tempoyla devam ederek ilk ciddi tırmanışa ulaştık. Hava iyice ısınmaya başlamıştı, yoldaki çeşmelerden serinliyor, gölgeden devam etmeye özen gösteriyorduk, bir süre sonra tempomu artırıp tırmanmaya başladım. Düzlüklerde koşu, yokuşlarda ise tempolu yürüyüş ritmi tutmaya başlamıştı. Narlıca'ya doğru inişte Murat Küçük ile karşılaştık, CP'de görüşürüz diyerek ayrıldım ve hızlı bir şekilde Narlıca'ya girdim. Narlıca'da Mavi Karga ekibi gayet sistematik bir şekilde yardımcı oldu, resmen tecrübe konuşuyordu. İstasyona gelmeden 40 dk kadar önce midem sinyaller verdiğinde yediğim bir flapjack bar yüzünden aslında tok gibiydim ama istasyonda bir kase çorba, 1-2 bisküvi ve sulandırılmış kola içmeyi başardım, suluklarımın içerisinde devamlı var olan elektrolit karışımın yanında tüm yarış boyunca 2 defa kullanacağım Hammer Endurolytes'ın ilk dozunu burada aldım. Kısa süre içerisinde tekrar biyofreeze ve güneş kremi takviyesi sonrası Murat ile yola çıktık. Tarlaların ve ormanın içerisinde keyifli ve bazıları oldukça tehlikeli inişlerden sonra Müşküle'ye 2-3km kala yolda yatan bir koşucuya ve başında bekleyen Mehmet Özel'e rastladık. Fenalaşan arkadaşımız için Organizasyon tarafından verilen acil durum numarasını aradık ve tahmin edin... Numara çalışmıyordu! Yarış bitene kadar başında birinin devamlı olması gereken telefon kapalıydı! Hani zorunlu malzemelerin arasında size ulaşılabilmesi ve sizin acil bir durumda birilerini arayabilmeniz için devamlı şarjının olması gerekli olan ve yanınızda olmadığında zaman cezası ya da diskalifiye alacağınız telefonunuzun yarış boyunca diğer ucu olarak görev yapacak olan telefon! Fenalaşan arkadaşımızın şansına Mehmet'in ilk yardım eğitimi olduğundan ilk müdahaleyi bir şekilde yapmış. Ardından daha önce geçen koşuculardan birisi Narlıca CP'ye haber ulaştırıp arkadaşımızın alınması için UMKE'ye haber vermeyi başarmış. UMKE gelip arkadaşımızı araca alınca biz de Müşküle'ye doğru devam ettik.

Murat ve Mehmet ile Müşküleye girdiğimizde, Nur Çubuk bizi karşıladı. Acil durum numarasının çalışmadığından bahsettik, sanıyoruz kendisi bir şekilde durumun düzeltilmesine vesile olabildi. Çok fazla vakit kaybetmeden çıktık ve başladık tırmanmaya. Önümüzde 2 grubu geçip Süleymaniye inişine kadar tempolu bir şekilde koştum. CP'de kahve, sulu kola, biraz çubuk kraker, 2-3 parça çikolata tüketip Endurolytes'ın ikinci dozunu aldım. Artık hava kararıyordu ve üşümeye başlamıştım. Çantadaki yedek tşörtüm de terden ıslanmış, üst katman ve reflektörlü yeleği birlikte giyerek ısındım, şapkayı da buffla değiştirdim. İstasyona ulaşan Murat ve Mehmet de toparlanınca yola üç kişi devam ettik. Yolda Devlet Pasin Ulutan ve Zafer Dinç ile 5 kişi olduk. Artık zaman problemleri de kendini göstermeye başlamıştı, tempoyu biraz artırıp tarla gibi bir açıklığa geldik, burada arkadaşların saatlerindeki rotalar ile işaretler birbirine ters düştüler. Parkurun biraz değiştiğini biliyorduk, yeni parkuru da arkadaşlar saatlerine yüklememişler fakat yine de gece karanlıkta biri şaka yapmış olmasın diyerek organizasyonu aradık bu sefer telefon açıldı - yukarıda belirttiğim gibi galiba Nur haber vermiş - ve doğru yola girdik. Bir türlü gelmeyen Derbent'e ulaştığımızda az vaktimiz vardı, çok hızlı bir CP yaparak fırladık, Kerem de tekrar aramıza katıldı. Artık yorgunluk çökmeye başlamış, yetişememe stresi iyice artmıştı. Bir süredir çok iyi durumda değildik, kendimize getirmesi için jellerimizi yedik ve yokuş aşağı hızlandık. İniş bitmek bilmiyordu, bacaklar son jellerden gelenler ile biraz açılmış, akıllar finişte, son kalan enerjimiz ile devam ettik, Belediyenin önüne gelirken bir anda bütün moralim yerle bir oldu. Ben İznik'te bundan önce 2014 de koşmuştum, o zaman start - finiş belediyenin önündeki o meydandaydı o an nedense finişin orada olacağını düşündüm. Tam bu anda Mehmet'in haydi demesi, Murat'ın fırlaması ile bir anda kendimi tekrar koşarken buldum. Son 100 metrede gözüm saate takıldı 16:02 :) eh dedim ucu ucuna gitti ama o an buna üzülemeyecek kadar yorgun ve mutlu hissettim kendimi :) Finişte Bilal Gül'ü hatırlıyorum, kendisi titrerken gelip tebrik etti. Finişte biz gelene kadar bekleyen Şükran Özel, Ufuk Öztürk ve diğer arkadaşlar, Aykut Üstündağ, Gülseren Yıldız, ismini bilmediğim veya hatırla(ya)madığım diğer arkadaşlar. Caner Odabaşoğlu ile telefon mevzusunu konuşmaya biraz fırsatımız oldu ama herkes çok yorgun olduğu için konu erken kapandı.

Sonuç itibarıyla bir şekilde çok kötü hazırlanmış olduğum, daha doğrusu hazırlanmamış olduğum bir yarışı daha bitirdim. Son hafta ve yarış içerisinde uyguladığım beslenme stratejisi genel olarak işe yaradı diyebilirim. Bu işin zaten genel bir doğrusundan ziyade kişinin kendisini tanıması önemli. Yarış içerisinde mutlu olduğum konu, sakatlık olmadan, sağ salim finiş çizgisine ulaşmış olmam. 5. yılına ulaşmış, artık olgunlaşmış bir organizasyonda anahtar noktalarda bir takım eksikler olması düşündürücü oldu. CP noktaları ise genel olarak iyiydi, gönüllü arkadaşlar tüm iyi niyetleri ve öz verileri ile yardım etmeye çalışıyorlar, bazen eksik kaldıkları yerler olabiliyor tabi ama bu organizasyonun özellikle son CP'lerde daha tecrübeli kişileri konumlandırması ile çözülebilir bir konu. Uzun bir süre yolda olunca 3 farklı kişiye arkadaş yerimizi şu grafik üzerinde gösterebilir misin sorusuna hepsinden farklı cevap alınca insan biraz geriliyor açıkçası. Ulaşım aynı şekilde kötü. İznikte bu mevsim daha sezon açılmadığı için minibüsler saat 21-22 gibi son seferlerini yapıyormuş, Orhangazi'de kalıyor olsak ulaşım büyük problem. Parkur işaretleri genel olarak iyi ama Derbent inişinde bir kavşakta iki farklı yöne doğru uzanan işaretler vardı, bazı arkadaşlarımız bu yüzden orada 2-3K fazladan koştu. İyi taraflarından bakarsak da bu yarış Türkiye'deki en önemli 2-3 yarıştan bir tanesi, bu yıl geçtiğimiz yıllara göre katılım az olsa da yine de organizasyon tüm gücü ile tüm özverisini ortaya koyarak çalıştı ve teknik anlamda biraz daha zor fakat bir o kadar keyifli bir parkur ortaya çıkarttı. Aynı şekilde bu zorlu parkurları başarıyla tamamlayan Team Ultra Trail Runners ekibinin parçası olmak gurur verici.


Yarışta neler kullandım?
Ekipman:
- New Balance Leadville100 Rev2
- New Balance ve Adidas Climalite Teknik tşört
- Adidas Climacool şapka
- Puma rüzgarlık
- Ledlenser Seo5 kafa lambası
- BVSport Nature3r Compression Short
- BVSport Arm Sleeve
- BVSport Calf Sleeve
- Raidlight Olmo 20

Gıda & Medikal:
- Proaction Mineral Plus Endurance
- Hammer Nutrition Enduralytes
- ON Oats & Whey Flapjack
- Proaction Carbo Sprint BCAA Gel
- Biofreeze merhem
- Bepanthol merhem

6 yorum:

  1. Tebrikler Cem.. Önemli olan sağ salim bitirmek değil mi zaten.. Ayaklarınıza sağlık (Kadir)

    YanıtlaSil
  2. Tebrikle Cem zor bir parkurun daha üstesinden gelmiş oldun aslında her organizasyon bizlere tecrübe kazandırıyor bir sonraki için ip uçları veriyor heyecanına ortak olduk serinin tamamlanmasına 1 ayak kaldı bakarsın birlikte tamamlarız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakalım abi, zaman ne gösterecek

      Sil
  3. Süper bir yazı olmuş, senin koşmak her zaman ayrıcalıktır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Mehmet, sen de fena değilsin yani :D

      Sil