Sayfalar

23 Nisan 2016 Cumartesi

Çanta Temizliği

İznik Ultra 2016 80K parkurunda kullandığım Raidlight Olmo 20 çantayı nasıl temizleyeceğimi Emre Tok'a danışıp öğrendikten sonra fotoğraflamaya ve blogda kullanmaya karar verdim.

Koşarken kullandığımız ayakkabı, çanta, suluk gibi ekipmanların çamaşır ya da bulaşık makinalarında yıkanmamaları gerekiyor. Üretimlerinde kullanılan yapışkan ve ipliklerin kullanım ömürleri makinaların uyguladığı darbeler ve sıcak yüzünden kısalıyor. Aynı sebeplerden ötürü bu ekipmanları sıcak hava üfleyen saç kurutma makinası ya da radyatör üzerinde de kurutmamak gerekiyor.

Emre'nin tavsiyesi basitti. Soğuk su ve katkısız (minimal katkılı) sabun kullanarak elde yıkanacak.

Marketlerde bebek kıyafetlerinin temizliğinde kullanılan Hacı Şakir ya da Duru gibi markaların granül sabunları ya da sıvı deterjanları var, granül sabunun paketi 10TL civarında ve bundan 2-3 kaşıktan fazlasını kullanmıyoruz. Alternatif olarak bir kalıp beyaz sabunun sanıyorum sekizde birini rendeleyerek de kullanabilirsiniz.

Kovaya ya da leğene yarıya kadar soğuk su doldurup sabunumuzu ekleyerek karıştırıyoruz. Ardından çantayı tüm fermuar ve klipslerini açarak suya atıp elde yıkamaya başlıyoruz.


İyice yıkandığına emin olunca içerisindeki suyu boşaltıp soğuk suyun altında duruluyoruz. Burası önemli, Olmo 20'nin sırt ve omuz askıları mesh kumaş ve lastikleri var. Buraların özellikle durulanması gerekir yoksa sabun içeride kalır ve kurursa kumaşın esnekliğine zarar verebilir. En son olarak da çok hafif sıkarak fazla sudan kurtulup elbise askısına asarak kurumaya bırakıyoruz.

19 Nisan 2016 Salı

Asics İznik Ultra 2016 80K


2016
planıma Macera Akademisi tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Asics İznik Ultra yarışının 130K parkurunu dahil etmiş, kaydımı çok önceden yapmıştım. Hazırlık süreci iş, ev temposu, bu yıl yakamıza sıkı yapışan hastalıklar ve geçmeyen bir tendinit yüzünden yolunda gitmemiş olsa da yine de yarışa katılmaya kararlıydım ama bu halde 130K koşamayacağım ortadaydı, kaydımı 80K'ya değiştirmek ya da iptal etmek arasında düşünürken 21 Mart gecesi Taşdelen ormanında Bakiye Duran'ın düzenlediği Çekmeköy gece yarışında 50K koşarak duruma bakmaya karar verdim. Gece yarışından önce 1 kez koştum, ağrı olunca yarışa kadar kulüpte 1-2 defa spinning dersleri ve 1-2 defa yüzme antrenmanı yaptım. Bu halde 50K'yı zaman limitinde neşeli bir şekilde bitirmeyi başararak 80K parkuruna karar verdim. Son üç haftayı da bir hafif yokuş antrenmanı, 2 uzun, 2 jog ve  3 bisiklet antrenmanı ile felaket bir şekilde geçirmiş oldum.

Cuma günü öğleden sonra Cem Ayhan ile buluşup İznik'e doğru yola çıktık, malzeme kontrolü, göğüs numarası, eş dost, arkadaşlar falan derken teknik toplantı başladı. Yarış Orhangazi'den start alıp İznik'de bitecekti. Bazı sebeplerden oteli Orhangazi'de ayarlamıştık, fakat teknik toplantıda organizasyonun gece dönüşte servis kaldırmadığını öğrenince hızlıca kalacak yer aramaya başladık ve şans eseri Çamlık Motel'de iki kişilik yer bulup yerleştik. Ardından Köfteci Yusuf'u ziyaret ederek standart bir akşam yemeği yiyerek son hazırlıklarımızı tamamlamak için odaya geri döndük. 130K başlangıç saatine doğru fuar alanına gittik, Team Ultra Trail Runners'dan dostlarımıza iyi şanslar ve başarılar dileyip, Raidlight standında Emre Tok ile sohbet ettikten sonra dinlenmek için otele geri döndük.

Ertesi sabah erkenden uyanıp toparlanıp bizi start alanına taşıyacak otobüse bindik. Meydanda beyaz peynir, bal, çay ve ekşi mayalı ekmekten oluşan kahvaltımızı halledip start alanında yerimizi aldık. Birbirimize şans dileyip hafif tempoyla başladık. Başlarda ilk birkaç kilometreyi Cem Ayhan, Turgut Yalçın, Gökhan Akpınar, Oğuz Bekircan ve Mehmet Özel ile beraber geçtik, Örnekköy girişinde Gökhan temposunu artırarak ayrıldı, yana eğimli kumlu parkura gelince sağ kalçamın üstünde hafif bir çekme hissetmeye başladım. Daha yarışın onda biri bitmemişken hem de :) Solöze girmeden önceki asfaltta Bakiye Hoca ile karşılaştık, bu arada yolda yayalar varken nedense önündeki araçları makaslayarak gitmeye karar vermiş bir Doblo sürücüsü aynasını Mehmet Özel'e çarptı! Özür bile dilemeden basıp devam etti. Kalçamdaki ağrı biraz daha kendini gösterince tempomu iyice düşürmeye karar verdim, burada arkadaşlardan ayrıldık. Ara ara Kerem Sadi Ekiz ve Bakiye Duran ile muhabbet ede ede Sölöz'e girdik. CP'de suları tazeleyip, ağrıyan yere Biofreeze sürerek devam ettim.

Bakiye Hoca ile CP çıkışında hafif bir tempoyla devam ederek ilk ciddi tırmanışa ulaştık. Hava iyice ısınmaya başlamıştı, yoldaki çeşmelerden serinliyor, gölgeden devam etmeye özen gösteriyorduk, bir süre sonra tempomu artırıp tırmanmaya başladım. Düzlüklerde koşu, yokuşlarda ise tempolu yürüyüş ritmi tutmaya başlamıştı. Narlıca'ya doğru inişte Murat Küçük ile karşılaştık, CP'de görüşürüz diyerek ayrıldım ve hızlı bir şekilde Narlıca'ya girdim. Narlıca'da Mavi Karga ekibi gayet sistematik bir şekilde yardımcı oldu, resmen tecrübe konuşuyordu. İstasyona gelmeden 40 dk kadar önce midem sinyaller verdiğinde yediğim bir flapjack bar yüzünden aslında tok gibiydim ama istasyonda bir kase çorba, 1-2 bisküvi ve sulandırılmış kola içmeyi başardım, suluklarımın içerisinde devamlı var olan elektrolit karışımın yanında tüm yarış boyunca 2 defa kullanacağım Hammer Endurolytes'ın ilk dozunu burada aldım. Kısa süre içerisinde tekrar biyofreeze ve güneş kremi takviyesi sonrası Murat ile yola çıktık. Tarlaların ve ormanın içerisinde keyifli ve bazıları oldukça tehlikeli inişlerden sonra Müşküle'ye 2-3km kala yolda yatan bir koşucuya ve başında bekleyen Mehmet Özel'e rastladık. Fenalaşan arkadaşımız için Organizasyon tarafından verilen acil durum numarasını aradık ve tahmin edin... Numara çalışmıyordu! Yarış bitene kadar başında birinin devamlı olması gereken telefon kapalıydı! Hani zorunlu malzemelerin arasında size ulaşılabilmesi ve sizin acil bir durumda birilerini arayabilmeniz için devamlı şarjının olması gerekli olan ve yanınızda olmadığında zaman cezası ya da diskalifiye alacağınız telefonunuzun yarış boyunca diğer ucu olarak görev yapacak olan telefon! Fenalaşan arkadaşımızın şansına Mehmet'in ilk yardım eğitimi olduğundan ilk müdahaleyi bir şekilde yapmış. Ardından daha önce geçen koşuculardan birisi Narlıca CP'ye haber ulaştırıp arkadaşımızın alınması için UMKE'ye haber vermeyi başarmış. UMKE gelip arkadaşımızı araca alınca biz de Müşküle'ye doğru devam ettik.

Murat ve Mehmet ile Müşküleye girdiğimizde, Nur Çubuk bizi karşıladı. Acil durum numarasının çalışmadığından bahsettik, sanıyoruz kendisi bir şekilde durumun düzeltilmesine vesile olabildi. Çok fazla vakit kaybetmeden çıktık ve başladık tırmanmaya. Önümüzde 2 grubu geçip Süleymaniye inişine kadar tempolu bir şekilde koştum. CP'de kahve, sulu kola, biraz çubuk kraker, 2-3 parça çikolata tüketip Endurolytes'ın ikinci dozunu aldım. Artık hava kararıyordu ve üşümeye başlamıştım. Çantadaki yedek tşörtüm de terden ıslanmış, üst katman ve reflektörlü yeleği birlikte giyerek ısındım, şapkayı da buffla değiştirdim. İstasyona ulaşan Murat ve Mehmet de toparlanınca yola üç kişi devam ettik. Yolda Devlet Pasin Ulutan ve Zafer Dinç ile 5 kişi olduk. Artık zaman problemleri de kendini göstermeye başlamıştı, tempoyu biraz artırıp tarla gibi bir açıklığa geldik, burada arkadaşların saatlerindeki rotalar ile işaretler birbirine ters düştüler. Parkurun biraz değiştiğini biliyorduk, yeni parkuru da arkadaşlar saatlerine yüklememişler fakat yine de gece karanlıkta biri şaka yapmış olmasın diyerek organizasyonu aradık bu sefer telefon açıldı - yukarıda belirttiğim gibi galiba Nur haber vermiş - ve doğru yola girdik. Bir türlü gelmeyen Derbent'e ulaştığımızda az vaktimiz vardı, çok hızlı bir CP yaparak fırladık, Kerem de tekrar aramıza katıldı. Artık yorgunluk çökmeye başlamış, yetişememe stresi iyice artmıştı. Bir süredir çok iyi durumda değildik, kendimize getirmesi için jellerimizi yedik ve yokuş aşağı hızlandık. İniş bitmek bilmiyordu, bacaklar son jellerden gelenler ile biraz açılmış, akıllar finişte, son kalan enerjimiz ile devam ettik, Belediyenin önüne gelirken bir anda bütün moralim yerle bir oldu. Ben İznik'te bundan önce 2014 de koşmuştum, o zaman start - finiş belediyenin önündeki o meydandaydı o an nedense finişin orada olacağını düşündüm. Tam bu anda Mehmet'in haydi demesi, Murat'ın fırlaması ile bir anda kendimi tekrar koşarken buldum. Son 100 metrede gözüm saate takıldı 16:02 :) eh dedim ucu ucuna gitti ama o an buna üzülemeyecek kadar yorgun ve mutlu hissettim kendimi :) Finişte Bilal Gül'ü hatırlıyorum, kendisi titrerken gelip tebrik etti. Finişte biz gelene kadar bekleyen Şükran Özel, Ufuk Öztürk ve diğer arkadaşlar, Aykut Üstündağ, Gülseren Yıldız, ismini bilmediğim veya hatırla(ya)madığım diğer arkadaşlar. Caner Odabaşoğlu ile telefon mevzusunu konuşmaya biraz fırsatımız oldu ama herkes çok yorgun olduğu için konu erken kapandı.

Sonuç itibarıyla bir şekilde çok kötü hazırlanmış olduğum, daha doğrusu hazırlanmamış olduğum bir yarışı daha bitirdim. Son hafta ve yarış içerisinde uyguladığım beslenme stratejisi genel olarak işe yaradı diyebilirim. Bu işin zaten genel bir doğrusundan ziyade kişinin kendisini tanıması önemli. Yarış içerisinde mutlu olduğum konu, sakatlık olmadan, sağ salim finiş çizgisine ulaşmış olmam. 5. yılına ulaşmış, artık olgunlaşmış bir organizasyonda anahtar noktalarda bir takım eksikler olması düşündürücü oldu. CP noktaları ise genel olarak iyiydi, gönüllü arkadaşlar tüm iyi niyetleri ve öz verileri ile yardım etmeye çalışıyorlar, bazen eksik kaldıkları yerler olabiliyor tabi ama bu organizasyonun özellikle son CP'lerde daha tecrübeli kişileri konumlandırması ile çözülebilir bir konu. Uzun bir süre yolda olunca 3 farklı kişiye arkadaş yerimizi şu grafik üzerinde gösterebilir misin sorusuna hepsinden farklı cevap alınca insan biraz geriliyor açıkçası. Ulaşım aynı şekilde kötü. İznikte bu mevsim daha sezon açılmadığı için minibüsler saat 21-22 gibi son seferlerini yapıyormuş, Orhangazi'de kalıyor olsak ulaşım büyük problem. Parkur işaretleri genel olarak iyi ama Derbent inişinde bir kavşakta iki farklı yöne doğru uzanan işaretler vardı, bazı arkadaşlarımız bu yüzden orada 2-3K fazladan koştu. İyi taraflarından bakarsak da bu yarış Türkiye'deki en önemli 2-3 yarıştan bir tanesi, bu yıl geçtiğimiz yıllara göre katılım az olsa da yine de organizasyon tüm gücü ile tüm özverisini ortaya koyarak çalıştı ve teknik anlamda biraz daha zor fakat bir o kadar keyifli bir parkur ortaya çıkarttı. Aynı şekilde bu zorlu parkurları başarıyla tamamlayan Team Ultra Trail Runners ekibinin parçası olmak gurur verici.


Yarışta neler kullandım?
Ekipman:
- New Balance Leadville100 Rev2
- New Balance ve Adidas Climalite Teknik tşört
- Adidas Climacool şapka
- Puma rüzgarlık
- Ledlenser Seo5 kafa lambası
- BVSport Nature3r Compression Short
- BVSport Arm Sleeve
- BVSport Calf Sleeve
- Raidlight Olmo 20

Gıda & Medikal:
- Proaction Mineral Plus Endurance
- Hammer Nutrition Enduralytes
- ON Oats & Whey Flapjack
- Proaction Carbo Sprint BCAA Gel
- Biofreeze merhem
- Bepanthol merhem

23 Aralık 2014 Salı

Uzunetap Longest Night - Run or Ride 60K yarış raporu

Uzunetap'ın düzenlemiş olduğu Longest Night / Run or Ride 2014 yarışı 60K parkuruna kayıt olmadan önce durumumu gözden geçirdim. Elimde toparlamış olduğuna kanaat getirdiğim plantar fasciitis ve eylül sonundan beri sıfıra yakın, genelde topuğu kontrol etmeye yönelik düzensiz koşu antrenmanları yapmıştım. Evet kaydoldum, bu yarış sonuna kadar inadına bile bile yapacağım hatalardan sadece ilkiydi.

Yarış günü

Erken bir akşam yemeği ardından Behçet Şengezer ile yarış alanına geldik. Numaralarımızı aldık, dostlarla buluştuk. Sohbet muhabbet derken brifing alanına doğru yollandık. Brifing sonrası bisikletçilerin startı verildi ve ısınma için 11 Athletic Gym hocaları eşliğinde toplandık. 8K, 20K ve 60K startları beraber verildi, hep beraber başladık.

Brifingde

Tüm yolun reflektör bantlarla işaretlendiği, dönüş olacağı zaman dönülecek tarafta işaretlerin çok sık olduğu ve kaçırmamızın imkansız olduğu bilgisi verilmişti. Gerçekten de Team Ultra Trail Runner Çekmeköy Ultramaratonlarının 8K yol ayrımında sağa, yukarı doğru ışıl ışıl parlayan işaretler vardı. Parkuru bilen ben, çok kısa bir tereddüt yaşayıp "burası yanlış, burası olmamalı, bizim düz gitmemiz lazım, ama işaretler var belki de ileride suyun yanına inen yola birleştirmişlerdir" diyerek o yola girdim. Kısa bir tırmanmadan sonra karşıdan gelenleri görünce geri döndüm. O esnada yanımıza gelen motorlu organizasyon görevlisi o girişi kapatmayı unuttuklarını söyledi. 60K parkurundan oldukça fazla kişi girmiş oradan. Brifingi gayet iyi dinlemişiz demek ki :)

Küçük bir sürpriz

Bu noktadan itibaren tempolu bir şekilde 12K CP'sine doğru ilerlemeye başladım yolun düzleştiği yerde karşıdan bir çift yeşil reflektör bandının rüzgardan savrularak benim geldiğim tarafa doğru ilerlediğini fark ettim. Kısa bir tereddütten sonra durdum, nihayetinde Mesut Özdinç arkadan gözüktü o arada küçük tilki çalıların arasında kayboluverdi. :) Bir süre de Mesut Özdinç ile ilerleyerek 12K CP'sine beraber girdik. CP çıkışında Mesut biraz hızlandı, ben gücümü korumak için biraz geri durdum. Bu esnada kulaklığın ucundaki silikon parçayı düşürdüğümü de fark ettim, zaten en fazla 3-4 saat daha dayanırdı.

Çakıllı

Yola girdiğimde önümde Mesut'u farkettim, yavaşlamıştı. Biraz hızlanarak yetiştim ve 24K CP'sine yine beraber girdik. Bu noktadan itibaren de ayrılmadık. Su ve çamur geçişleri ardından gölet derken CP'leri teker teker geçerek dere yoluna ulaştık. Dere yolunda güzel bir tempo tutturarak önümüzdeki 4 kişiyi geçtik. 44K CP ye ulaştığımızda kimse yoktu. Jipte uyuya kalmışlar, onlar gelip toparlanana kadar geçtiğimiz 4 kişi bize yetişti. Tekrar ortalama bir tempo ile hava aydınlanırken karanlık dere yoluna oradan da testereye ulaştık. Bu arada Sinem Alev ve Cenk Turan bize yetişti, 52K CP'sine beraber girdik. İşin çirkin yüzü buradan itibaren başladı 2-3K kadar çamurda berbat bir yokuşta debelenip 3. köprü yolu inşaatının şantiyesinden geçtik. Kamyonlar, egzoz derken son yokuşu da çıktık ve artık finişe 3K kalmış olmasının verdiği moralle birlikte hızlı bir tempo tutturduk, yolda 2 kişiyi daha geçtik. Finişe gelmeden az önce arkamızdan bir korna sesi ile Mahmut Yavuz geçti ve finişte bizi karşıladı. Mesut ile birlikte resmi olarak 10 saat 41 dakikada beraber finişe girdik.

Frig Vadisi 100K'da

Koşarken çantamdaki baton modifikasyonu ile birlikte 2Lt su ve sonrasında yemediğim malzemelerin sırtıma ve belime bindirdiği yük yüzünden zorlanmamak için bu sefer çantamın içine acil durum battaniyesi ve ilk yardım malzemesi (elastik bandaj, yara bandı, magnezyum diasporal ve buscopan) ve 4 paket jel aldım. Beslenme işini CP'lerde çözebileceğimi düşünüp ona göre hareket ettim. Aynı zamanda sakatlık döneminde üst vücut da çalışmış olduğum için çanta bu sefer bu sıkıntıyı yaşatmadı, hatta normalde ağır olan batonlar elimde yok gibiydi.

Ayakkabı

Seçimim Asics Gel Fuji Sensor 2'den yana oldu. Üstü çok su geçirmedi, aldığı suyu hemen tahliye etti, tabanı ise bir basışta 2-3 kilo çamur kaldırarak neşeli bazı anlara sebep oldu :) Antrenman ve yarışlarda zaten ASICS kullanıyorum ve özellikle bu modelden oldukça memnun kaldım.


Kullandığım

Diğer malzemeler arasında BV Sports Calf Compression ve BV Sports Arm Compression Sleeves tüm yarış boyunca gereksiz soğuktan ve rüzgardan etkilenmememi ve uzun koşularda daha az yorgunluk birikmesini sağladılar. Yarış boyunca 2 paket jel tükettim, bir tanesi dalgınlaşmaya başladığımı farkettiğim bir anda QNT Energel, diğeri ise Powerbar jel. İkisi de midemi mahvetmeden yeterli mineral ve destek şekeri sağlıyor fakat QNT'nin paketi çok büyük.

Organizasyon

Duyurulardan kayıt işlemine, numara dağıtımından kalabalığa sorunsuz start verilmesine kadar bence iyi çalışılmış, çok da iyi uygulandı. AKUT gönüllüleri tüm CP'lerde özveri ile çalıştılar. CP'lerde bulunan destek malzemeleri yeterliydi, tam ihtiyaç olan yerlerde ihtiyaç olan şeyler vardı. Parkur işaretlemeleri yeterliydi hatta yeterliden bile iyiydi ama belki de bir gece önce kontrol yapılsa o kırılma noktası olmayabilirdi. Belki de sadece o hatalı dönüş yüzünden bazı yarışçılar tasnif dışı kaldı ya da yarışı bırakmak zorunda kaldı. Fiyat anlamında pahalı diyebileceğimiz bir yarıştı. Gerçi ülkemizde bu tip organizasyonlardan para kazanılması pek beklenmez ama bu kadar ücreti ödeyip yarış kitinde bir tişört/buff olmaması ve anı madalyasında tarih yazılmamış olması bana kalırsa eksiklik.

Photo: Emin Yavuz

Sonuçta

Son en uzun koşum Eylül sonundaki Frig Vadileri 100K yarışı sonrasında toplam koştuğum mesafenin bile 60K olmaması, sakatlığın tam geçip geçmediğine dair endişelerim yüzünden yarış öncesi biraz tedirgindim ama start anından sonra pek bir önemi kalmadı. Kendime bu yarış için koyduğum 10 saatlik hedef ise yoğun çamur yüzünden normalde koşabildiğim parkurları daha yavaş geçmem sebebi ile biraz kaydı ama bu benim için bu durumda kabul edilebilir bir sapma. Yol arkadaşlığı için Mesut Özdinç'e, organizasyonda emeği geçen Uzunetap Ekibi, Bakiye Duran, AKUT, parkuru birinci bitirip arabayla beni alandan yukarıya taşıyan Mahmut Yavuz ve adını bilmediğim tüm gönüllülere tekrar teşekkür ederim. Bir sonrakinde görüşmek üzere!